dark-dragon.icu
6 YILDIR UBER EATS'TE KURYELİK YAPIYORUM. HEP AYNI SEMT. SONRA BİR GÜN HER ŞEY DEĞİŞTİ 🚫 Benim adım Kerem. 26 yaşındayım. Türküm. Londra'nın Haringey bölgesinde yaşıyorum. Normal bir semt, her köşe başında Türk kebapçısı, berber dükkânları, küçük off licence marketler, otobüsler, trafik ve bitmeyen bir hareketlilik. Birleşik Krallık'a geldiğimde hiçbir şeyim yoktu. Ne düzgün İngilizcem vardı. Ne de burada hayatın nasıl işlediğine dair bir fikrim. Sadece vizem, telefonum ve bir şekilde tutunma isteğim vardı. Şu anda Uber Eats'te kurye olarak çalışıyorum. KFC, McDonald's, Türk kebapları, pizza, burger, chicken shoplar, Costa Coffee, ne çıkarsa taşıyorum. Yıllardır aynı bölgede çalışıyorum. Sabah 5:30'da kalkıyorum. Alarm çalıyor. Dışarısı karanlık. Kışın yağmur, rüzgâr ve soğuk. Yazın ise daha sabah olmadan bunaltıcı bir hava. Otomatik pilotta kalkıyorsun. Evde hızlıca bir çay ya da en ucuzundan bir kahve. Sadece gözlerimi açabilmek için. Saat 6:30'da dışarıdayım. Eski bir scooter ya da bisiklet, güne göre değişiyor. Telefon. Uygulama. Ve başlıyoruz. İlk sipariş, kahve ve breakfast sandwich. Sonra KFC. Sonra McDonald's. Sonra bir Türk restoranı. Bir kebapçı. Bir pizza dükkânı. Saat 8 olmadan işin içindesin. Kışın yağmur saatlerce yağıyor. Eldivenler sırılsıklam oluyor. Parmaklarını hissetmiyorsun. Yazın ise sıcak ve sürekli bir yorgunluk. Ama devam ediyorsun. Çünkü gitmezsen para kazanamazsın. En zor kısmı hava bile değil. Sistem. Her siparişin bir süresi var. Geç kalırsan puan düşüyor. Puan düşerse sipariş azalıyor. Sipariş azalırsa para azalıyor. Tam o sırada telefon susmuyor. Müşteriler. "Where are you?" "How long?" "Can you leave it outside?" Ve anlıyorsun ki herkesi memnun etmek imkânsız. Çünkü sıradaki sipariş zaten bekliyor. Herkes için bekleyemezsin. Ama bunu anlatmanın da faydası yok. Bazen telefonu sessize alıyorum. Yoksa kafayı yersin. Haringey, Tottenham, Wood Green arasında dolaşıyorsun. Bazen daha uz