profitoor.icu
DHL’DE 6 YIL KURYE OLARAK ÇALIŞTIM. AYNI MAHALLE, AYNI SOKAKLAR. SONRA BİR GÜN HER ŞEY DAĞILDI 🔴 Benim adım Oğuz. 34 yaşındayım. Türküm. Berlin’de, Neukölln tarafında yaşıyorum. Buraya geldiğimde hiçbir şeyim yoktu. Ne düzgün Almanca vardı, ne çevre. Sadece bir bavul ve korku, cidden. Sıfırdan başladım. DHL’de kurye olarak çalışıyorum. Mahalle mahalle paket dağıtıyorum. Sabah 4:30’da kalkıyorum. Alarm çalıyor. Hava karanlık. Soğuk. Otomatik kalkıyorsun artık. Evde hızlıca çay ve kahve yapıyorum. En ucuzundan. Sadece gözümü açmak için. 5:30’da depodayım. Depo çok gürültülü. İnsanlar, arabalar, scanner sesleri. Türkler, Polonyalılar, Rumenler, Araplar, herkes beraber. Scanner’ı alıyorsun, iş direkt başlıyor. Ayırma. Yükleme. Paketler, kutular, çuvallar. Bazısı hafif. Bazısı 20-30 kilo. Hızlı yüklemen lazım. Yavaş olursan sorun çıkıyor. Geç kaldın, ceza. Hata yaptın, ceza. Paket kaybettin, cebinden ödüyorsun. Saat 7 gibi van tamamen dolu oluyor. Yola çıkıyorum. İlk olay, trafik. Berlin’de bu normal. Daha ışıkta beklerken anlıyorsun, bugün zor geçecek. İlk bölge Sonnenallee tarafı. Avlular, eski binalar, dar sokaklar. Park yeri yok. Dörtlüyü yakıyorum. Paketleri alıyorum. Koşuyorum. Scanner bipliyor. Kapı. Sonraki kapı. Bazen zil çalışmıyor. Bazen kimse açmıyor. Bazen sıra oluyor. Bazen sadece zaman kaybediyorsun. Tam o sırada telefon durmadan çalmaya başlıyor. Müşteriler. “Wo ist mein Paket?” “Wann kommen Sie?” “Ich bin nicht zu Hause, kommen Sie später.” Ve anlıyorsun, bu imkansız. Her şey saatli. Herkese göre hareket edemezsin. Ama anlatmanın faydası yok. İnsanı sinir ediyor. Gerçekten. Bazen telefonu sessize alıyorum. Yoksa dayanılmaz. Sonra yine apartmanlar, avlular. Arka arkaya. Bir süre sonra düşünmüyorsun artık. Sadece çalışıyorsun. Öğlene doğru kollar ağırlaşıyor. Sırt ağrıyor. Scanner hiç susmuyor. Bazen Aldi ya da Lidl’a giriyorum. Kahve, simit ya da en ucuz ne varsa. Neredeyse her gün böyle yiyoru
Соседей по этой оси в базе нет — этот кадр у неё единственный.